Azim Matbaacılık - Matbaa ve baskı teknikleri hakkında bilgilendirme
Hemen Arayın: 0312 342 03 72
WhatsApp Bilgi Hattı: 0530 403 04 34

Faydalı Bilgiler

Aşağıda bulunan linklerde matbaacılık ve tarihi hakkında kısa bir bilgilendirme sunulmuştur. Ayrıca, baskı teknikleri, dergi – katalog basım hakkında ve matbaaya iş göndermeden önce uyulması gereken bazı bilgiler sunulmuştur.

Biz, Azim Matbaacılık olarak işlerinizi önemsiyor ve bu bilgiler ışığında sizlere hizmet etmeye çalışıyoruz. Sizinde bu bilgilere sahip olmanızı tavsiye ederiz.

Matbaa kelime anlamı olarak baskı makinesi olarak da bilinen Arapça asıllı bir kelimedir. Ayrıca basım evi, basım yeri, baskı aleti gibi anlamlara da gelir.

Matbaa , iletilmek istenen mesajı; yazı, resim veya bir form şeklinde kağıt, deri, kumaş gibi malzemeler üzerine özel bir surette basarak çıkaran ve birden çok nüsha haline getirilmesini sağlayan makineli sistemdir. Matbaacılık da bu sistemle tasarlama ve çoğaltma işidir.Matbaacılıkta çoğaltma işi genel olarak üç aşamadan oluşur. Öncelikle basılacak işin tasarımı yapılır. Bu aşamada yazıların ve fotoğrafların bilgisayara aktarılması gerekir. Bilgisayara aktarılan görsel öğeler bir mizanpaj yazılımında bir araya getirilerek baskıya uygun tasarım oluşturulur. (Bilgisayar yardımıyla yapılan bu işleme masa üstü yayıncılık da denir).

Sonrasında, yapılan çalışmanın film çıkışları alınır. Film, baskı için kullanılan kalıbı oluşturmak için kullanılır. Filmden sonra prova alınabilir. Filmden alınan provaya anolog prova (dupont firmasının Cromalin sisteminden dolayı sektörde “cromalin” adı ile bilinir) denmektedir. Analog provanın dışında baskıyı taklit eden yazıcılarla dijital prova da alınabilir.

Tasarımın film çıkışları alındıktan sonra alümiyum plakalar (kalıp) üzerine tasarımın görüntüsü çıkarılır. Bu, iki aşamada gerçekleşir. Film yardımıyla kalıbı pozlandırma ve banyo. Kalıp çekildikten sonra baskıya geçilir. Buraya kadar anlatılan, ofset baskı için iş akışıdır. 

Matbaanın ortaya çıkmasında ilk zamanlar elle yazılan kitapların çoğaltılması ve zamanla daha çok kimsenin faydalanabilmesi en büyük etkendir.

Taş ve ağaç üzerine oyulan çeşitli damgalar ve kalıplar geliştirilerek baskı tekniği ve matbaa ortaya çıktı. Eski devirlerden beri bilinen ve kullanılan matbaa bal mumu veya kil üzerine silindir biçimindeki damgalar ve kalıplarla elde edildi. Ayrıca tahta ve metal kalıplarla oyulmuş tuğlalardan da faydalanıldı. M.S. 2. yüzyılın sonlarında Çinliler tarafından geliştirilen matbaada, klasik budist metinler basıldı. Mermer levhalara oyulan yazı ve şekiller üzerine ıslak kağıt basıldı ve kağıt üzerine çıkan kabartma yazı ve şekiller mürekkeple boyandı. Sonucunda tek tek yazmak veya çizmek gibi zorluklar bir kenara bırakılarak aynı yazı ve şekiller pek çok sayıda çoğaltılabildi. Zamanla mermer levhaların yerini ağaç baskı blokları aldı. Ağaç blok üzerine harfler ve şekiller kabartmalar halinde oyuldu. Basım için ağaç blok fırçayla mürekkeplendi. Mürekkepli kısmın üzerine kağıt basılarak yazı ve şekiller kağıt üzerine aktarıldı. Bu teknikle Çin ve Japonya’da M.S. 8 ve 9. yüzyılarda çeşitli kutsal metinler basılmıştır.11. yüzyılda Çinli bir bilim adamı olan Sheng, metni meydana getiren harfleri, kil ve tutkalı karıştırıp pişirerek tek tek hazırlama usulünü buldu. Özel hazırlanmış ve pişirilmiş olan harfleri bir demir levhanın üzerine yan yana dizdi ve üzerlerini reçine, mum, kağıt külüyle sıvadı. Daha sonra levhayı hafif ateşte ısıtarak harflerin katılaşmasını sağladı. Katılaşmış harflerle kaplı levhanın üzerini mürekkepleyerek üzerine kağıdı bastı ve basılmasını istediği metinden istediği kadar nüsha çoğalttı. Basım işlemi bittikten sonra da kalıbı yeniden ısıtarak harfleri tek tek söktü. Bu harfleri sonraki seferlerde tekrar tekrar kullanabilme usulünü geliştirdi. Böylece matbaada tipo baskı tekniğinin ilk örneği elde edilmiş oldu.

Çinlilerle komşu olan Türkler de matbaayı kullanmaya başladılar.

Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu Tübitak’ın aylık olarak yayınladığı Bilim ve Teknik Dergisinin Ağustos 1993 tarihli 309. sayısında Türklerin M.S. 8. yüzyılda matbaayı bildikleri ve baskı tekniğini kullandıkları şöyle bildiriliyor; “Basım işinin bulunması Çinliler ve Türklere aittir. Berlin-Brandenburg Bilimler Akademisince yapılan araştırmalarda Doğu Türkistan’da yaşamış Türk halklarının dilleri ve kültürleri inceleniyor. Turfan yöresinde yapılan kazılar ve elde edilen ip uçları basım işinin Türkiye’de sanıldığı gibi, ilk defa Mainz’li Alman Johannes Gutenberg tarafından bulunmadığını buna karşılık M.S. 8. yüzyılda Doğu Türkistan’da bulunduğunu ortaya çıkarıyor.

Bilimler Akademisi’nden Annamarie von Gabain’in incelemeleriyle Berlin’de değerlendirilen Doğu Türkistan baskı kitapları, Uygur ve eski Türk kültürünün örneklerini oluşturuyor ve “Turfan Araştırmaları” olarak anılıyor. Sekizinci yüzyılın ortalarında Kore ve Japonya’daki örnekleriyle benzerlik gösteren Turfan tahta baskılar 100.000’den çok örneği basılmış olan budist sutra resim ve metinleri gösteriyor. Eski Türkçe olan bu eşsiz güzellikteki baskılar Doğu Türkistan’ın Taklamakan Çölü çevresinde Tarım Irmağı, Aksu-Turfan şehirleri yörelerinde bulunuyor. Dini belgelerin, resmi evrakların, yıllık takvimlerin çoğunlukta olduğu binlerce kitap tahta oyma harf ve klişelerle basılarak geniş bir alana dağıtılmış bulunuyor. Berlin Brandenburg Bilimler Akademisi ilk baskı örneklerini topluyor ve araştırmaları yoğun olarak sürdürüyor.

Müslüman-Arap tüccarlar ticaret yapmak ve İslamiyeti yaymak amacıyla Semerkand ve diğer Orta Asya şehirlerine giderek kağıt kullanımını ve baskı tekniğini görmüşler, memleketlerinde uygulamaya başlamışlardır. Kuzey Afrika üzerinden İspanya’ya geçen ve devlet kuran Endülüs Emevileri de matbaa ve baskı tekniğini kullandılar. Bunlardan da ticaret ve ilim öğrenmek için Endülüs’e giden Avrupalılar öğrendiler.Matbaa 14. yüzyıldan itibaren Avrupa’da kullanılmaya başlandı.

İlk zamanlar daha çok dini mahiyetteki resimler basıldı. 15. yüzyılın başlarında ise birkaç sayfalık küçük kitapçıklar basılmaya başlandı. 1423- 1437 seneleri arasında harflerin tek tek ağaçtan oyularak hazırlanmasına geçildi. Daha sonra metalden hazırlanan harflerle baskı yapıldı. Önce pirinç veya tunçtan bir dizi harf kalıbı hazırlandı. Sonra bu kalıplar, basılacak metni meydana getirecek şekilde kil veya kurşun gibi yumuşak bir metal matris üzerine tek tek vuruldu. Arkasından matrisin yüzeyine kurşun dökülerek klişe levha hazırlandı. Böylece Tipo baskı tekniğinde matbaa geliştirilmiş oldu.

Yanlış olarak matbaayı keşfeden Avrupalı bilgin diye tanıtılan Johannes Gutenberg daha önceden bilinen baskı tekniğini biraz daha geliştirdi. Harfleri ve karakterleri tek tek dökerek hazırladı. Önce karakterin pirinç veya tunçtan kalıbını hazırladı. Kalıpların çevresine kurşun dökerek bir matris elde etti ve bunun üzerine kurşun kalay ve antimon karışımı bir alaşım dökerek karakterler elde etti.

Matbaa makinesi ilk defa altta sabit bir yatak ile üstte vidalı bir kol yardımıyla düşey olarak hareket eden bir kapaktan geliştirilerek meydana gelmiştir. Bu sistemde baskısı yapılacak klişe yataktaki metal bir çerçeveye tesbit ediliyor, mürekkepleniyor ve üstüne kağıt konuluyordu. Daha sonra kapak kağıdın üzerinden, merdane belli bir basınçla bastırılarak kağıt üzerine baskı gerçekleştiriliyordu. Bunu takiben Peter Schöffer 1475’te yumuşak metal kalıplar yerine çelik kalıpların kullanılması uygulamasını başlattı. Satırların düzgün bir biçimde dizilebildiği bakır klişelerin hazırlanmasını elverişli hale getirdi. Baskı makinesinin yatak bölümü de hareketli duruma getirilerek kağıt değiştirme, klişe mürekkepleme ve üst kapağa basınç uygulama işlemleri de kolaylaştırıldı.

Matbaa ve baskı sistemlerinde zaman içinde yeni değişiklikler oldu. 1790’da İngiliz William Nicholson mürekkepleme işleminde deriyle kaplı merdane kullanımını başlattı. 1795’te ABD’li Samuel Rust tamamen çelikten yapılmış ve üstten vidayla sıkıştırılan matbaa makinesini geliştirdi. 1803’te Alman Friedrich Koenig buhar gücünden ve dişli çark sisteminden faydalanarak baskı kapağının inip kalkmasını, yatağın ileri geri hareketini ve klişenin merdanelerle mürekkeplenmesini tek bir mekanik hareket olarak birleştirdi. 1811’de yardımcısı Andreas Bauer ile birlikte baskı kapağının yerine, üzerine kağıt sarılı bobinlerin kullanımını başlatarak rotatif baskı sisteminin gelişmesinin ilk adımlarını attı. 1865’te ABD’li William Bullock tabaka yerine bobin kağıtlar kullanarak kağıt besleme işlerini devamlı kıldı. Daha sonra da otomatik katlama makinelerini geliştirerek basım işini hızlandırdı.

19. yüzyılın sonlarında ve yirminci yüzyılda matbaa makineleri ve baskı teknikleri hususunda büyük gelişmeler oldu. Tipo baskı sisteminin yanında tifdruk, rotogravür ve ofset teknikleri kullanıldı. Basımı yapılacak yazıların harf klişelerini tek tek dökerek dizen sıcak metal kullanan dizgi makinelerinin yerini çok hızlı optik usullerin kullanıldığı bilgisayarlı dizgi makineleri aldı. Bu sayede büyük okuyucu kitleleri olan gazeteler çoğaldı.

Türkiye’de ilk matbaayı 1493’te İstanbul’da İspanya’dan göç eden Museviler kurdu. 1567’de Ermeniler, 1627’de Rumlar tarafından İstanbul’da matbaa açıldı. İlk Türk matbaası ise İbrahim Müteferrika tarafından 1727’de kuruldu. Geçimlerini kitap yazmakla kazanan bazı hattatlar, çıkarlarına ters düştüğü için matbaanın kurulmasına karşı çıktılar. 

Ancak Şeyhülislam Yenişehirli Abdullah Efendi verdiği fetva ile matbaa kurmanın İslam dini açısından bir mani olmadığını bildirdi. Bununla ilgili olarak; Yenişehirli Abdullah Efendiye matbaa açmak kitap basmak hususunda şöyle soruldu: “Kitap basma sanatını iyi bildiğini söyleyen bir kimse, lügat, mantık, astronomi, fizik ve benzerleri, alet ilimleri kitaplarının harflerini ve kelimelerini birer kalıba çıkarıp buradan kağıtların üzerine basarak bu kitapların benzerlerini elde ederim dese bu kimsenin böyle kitap basmasına dinimiz izin verir mi?” Şeyhülislam Yenişehirli Abdullah Efendi cevabında; “Kitap basma sanatını iyi bilen bir kimse, bir kitabın harflerini ve kelimelerini birer kalıba çıkarıp, buradan kağıtlara basmakla bu kitaptan az zamanda kolayca çok sayıda kitap elde ediyor. Böylece çok ucuz kitap yazılmasına sebep oluyor. Faydalı bir iş olduğundan dinimiz bu kimsenin bu işi yapmasına izin verir. Kitapta yazılı ilmi bilen birkaç kişi önce kitabı tashih etmelidir. Tashih ettikten sonra basılırsa güzel bir iş olur.” buyurdu.

Yenişehirli Abdullah Efendinin bu fetvası İslam dininin ilme, tekniğe, fenne ve yeni teknolojik gelişmelere verdiği önemi ortaya koyduğu gibi“İslamiyet bizi geri bıraktı ilmi ve teknik gelişmelere mani oldu” diyerek gençliği tarihinden, dininden ve imanından soğutmak isteyenlerin çirkin iftiralarına cevap teşkil etmektedir.

İbrahim Müteferrika tarafından kurulan ve “basmahane” diye anılan bu matbaada ilk olarak Vankulu Lügatı basıldı. Toplam 23 kitabın basıldığı bu matbaa 1794’te kapandı. 1795’te Hasköy’deki Mühendishanede ikinci bir matbaa kuruldu. Sultan 3. Selim Han tarafından 1802’de Darü’t-tıbaati’l-Cedide adıyla üçüncü bir matbaa kuruldu. Bu matbaa daha sonra Sultan İkinci Mahmud Han zamanında 1831’de Takvim-i Vekayi adlı resmi gazetesinin basılması için kurulan Takvimhane-i amire matbaasıyla birleşerek Matbaa-i amire adını aldı. Mısır’da kurulan Bulak Matbaası ve İstanbul’da kurulan Matbaa-i Bab-ı Hazret-i Seraskeriyye Matbaası, Maçka Mekteb-i Harbiye Matbaası, Ceridehane Matbaası, Mekteb-i Tıbbiyye-i Adliye Matbaasından başka yeni matbaalar da kuruldu.

1860’tan sonra basım ve yayın çalışmaları daha da hız kazandığından 100’den fazla matbaa kuruldu. Bunu takip eden senelerde de matbaa kurma çalışmaları artarak devam etti. Dönemlere göre kurulan matbaa sayısı ise şöyledir; 1729-1875 arasında 151, 1876-1892 arasında 172, 1893-1907 arasında 199, 1908-1917 arasında 368.

Osmanlı Devleti döneminde uzun yıllar hizmet vermiş olan Matbaa-i amire Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Milli Matbaa ve Devlet Matbaası adını alarak faaliyetini sürdürdü. 1 Kasım 1928’de yapılan harf inkılabından sonra matbaacılık bir bunalım dönemine girdi. Bazı matbaalar kapandı. Daha sonra İstanbul dışında Ankara, İzmir, Bursa ve Adana gibi şehirlerde çeşitli matbaalar açıldı. İlk zamanlar linotip, rotatif baskı tekniklerinin kullanıldığı matbaalarda 1950’li yılların sonunda tifdruk, 1960’lı yılların sonunda ise ofset baskı tekniğine geçildi. Çeşitli il ve ilçelerde kurulan matbaaların sayısı giderek arttı. Bugün ülkemizde pekçoğu en son teknik gelişmelere göre faaliyet gösteren 3000-4000 civarında matbaa bulunmaktadır (1993).

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

RENKLİ BİR KİTABIN MATBAADAKİ ÖYKÜSÜ

Adını renkli bir kitap koyduk, ancak bu bir dergi, broşür, katalog, kurumsal kimlik çalışması, ambalaj, pul, afiş ya da aklınıza gelecek herhangi bir basılacak materyal olabilirdi. 
Kitabımız, matbaamıza çeşitli kanallardan gelmiş olabilir. Bu kanallardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Yazarın kendisi, bir yayınevi, bir ajans, yazarı ya da konuyu destekleyen bir sponsor kişi ya da kuruluş, bir ticari işletme, bir kamu kuruluşu…. 
Müşterimiz bir yayınevi ya da ajans ise kitabımız muhtemelen baskıya hazır halde matbaamıza getirilecektir. Ancak, kitabın tasarımı ve üretimi basımevimiz bünyesinde yapılacaksa, geleneksel ofset baskı sistemiyle çalışan bir matbaada, kitabımızın aşağıdaki süreçlerden geçmesi gerekecektir.

Taslak çalışması : Kitabın ebadı, kullanılacak kağıt cinsi, renk sayısı vb. özellikler kararlaştırıldıktan sonra, kitaba girecek yazılı ve görsel unsurların sırasını, yerini belirten ve tipo grafik öğelerin kullanımına ilişkin (yazı puntosu, karakteri, sütun genişliği vb.) fikir verecek bir ön çalışma yapılması zorunludur. Bu ön çalışmalar kaba taslak diyebileceğimiz fikir taslaklarından, bilgisayar çıktıları üzerinde görülebilecek ayrıntılı taslaklara kadar bir dizi hazırlık aşamasını içerebilir. Taslak hazırlama süreci, tasarımın en önemli bölümlerinden birisidir.

Dizgi, grafik, tashih: Taslak mizanpajı hazırlanmış kitabımız için bilgisayar ortamında oluşturulacak bir şablon sayfa üzerinde yazıların, dilbilgisi kurallarına uygun bir şekilde ve hedef kitlenin özelliklerine, kitabın türüne uygun tipografi kullanımıyla yeniden yazılması işlemine dizgi diyoruz. Dizgi aşamasının ardından gelen ve düz metinler, başlıklar, spotlar vb. yazılı unsurların yanısıra görsel unsurların (fotoğraf, resim, illüstrasyon, renk vb.) belli ilkeler gözetilerek düzenlenmesi işini ise grafik tasarım olarak adlandırıyoruz. Tasarım işi bitmiş sayfaların kağıt üzerine alınmış çıkışlarında yapılan ve dizgi hatalarını, görsel düzenlemeye ilişkin yanlışlıkları düzeltme aşaması ise tashih adıyla anılıyor. Tashih aşamasında işin kağıt çıktıları genellikle müşteri temsilcisi ya da müşteri tarafından ( yayınevlerinde düzeltmen) kontrol edilir, hatalar kalem ile belirtilir ve hatalı bölümler bilgisayar ortamında yeniden düzeltilir.

Montaj: Kitabımız ofset matbaalarında sayfa sayfa değil, standart ebatlardaki tabaka kağıtlara basılır. Burada öyle bir düzenleme yapılır ki, tabaka halindeki bu kağıt uygun şekilde katlandığında birbirini takip eden sayfa numaraları ortaya çıkar. Burada en sık kullandığınız ölçü birimi formadır. 1 forma 16 sayfadan oluşur ve çok sayfalı (kitap, dergi gibi) işlerde planlama ve maliyet hesabı daima formalar üzerinden yapılır. Günümüz Teknolojisine Göre Montaj İşlemi Bilgisayar Ortamında Yapılarak CTP ( Yani Bilgisayardan Kalıba Alınır.)

Ozalit prova: Montajı tamamlanan iş, Baskı Ölçülerinde Prova Alınır baskı öncesi son kontrol için hazırlanır.  ozalit kağıdı forma düzenine göre katlanır. Burada amaç, CTP çekimi öncesinde işin son kez kontrol edilmesi, sayfa numaralarının birbirini takip edip etmediğinin belirlenmesi ve hata riskinin azaltılmasıdır. Ozalit prova üzerine müşteri tarafından “basılabilir” onayı alındıktan sonra CTP hazırlama işlemi başlar.

Baskı Provası: Bir işin, basıldığı zaman nasıl görüneceğini kestirme yöntemidir. Prova, son çoğaltmada kullanılacak olan gerçek kağıt, mürekkep setleri ve görüntüler ile çalışan baskıdan alınan bir örnektir. Günümüzde digital prova sistemleriyle baskı öncesi renkli prova alınabilmektedir.

Baskı: Renk provası alınıp, renklerin uygunluğuna karar verildikten sonra kitabımızın seri baskısına geçilir. Baskı makinesinin özelliklerine bağlı olarak (tek renkli, iki renkli, dört renkli, ön arka baskılı gibi) baskının süresi ve kalitesi değişebilir.

Baskı koruma: Kitap, dergi kapakları, broşürler, ambalajlar, dosyalar gibi dış etkilere açık basılı materyallerin yüzeyine uygulanan; öncelikli amacı basılı yüzeyi yağ, nem, güneş ışığı gibi unsurlardan korumak, ikincil amacı ise baskı yüzeyine parlaklık ya da matlık etkisi vererek baskıya estetik özellik kazandırmak olan işlemlere baskı yüzey koruma işlemleri denir. En sık kullanılan baskı koruma şekilleri; vernik, lak ve selofan uygulamalarıdır.

Dergi Basımı
Sosyal ve kültürel hayatımızın en önemli değerleri olan dergiler, hayatımızın vazgeçilmezleridir. Pek çok konuda dergi basımı yapılmaktadır. Bazen, sadece bir topluluk bazen de sosyal ve kültürel hayatı anlatmak veya bilgi vermek amaçlı basılan dergiler basım tesisleri için en nemli baskı materyalleridir. 
Dergi basımında grafik tasarım çok önemlidir. grafik tasarım ile derginin vermek istediği mesaj çok daha iyi anlatılır. Sayfa düzeni ve dizgi ile beraber yapılan grafik tasarım ile dergi, daha okunan ve anlaşılan bir meta haline gelir. Pek çok dergi aylık, haftalık ya da belirli periyotlar ile basılır. İşte, tam da bu nedenle bir basım tesisi ile başlamak ve onunla devam etmek dergi basımı için kaliteyi beraberinde getirecektir. 


Dergi basımında önemli olan şey görsel malzemelerin iyi olmasıdır. Kullanılacak olan diaların yani resimlerin yüksek çözünürlüklü olması baskının kalitesini belirler. Eğer dia yerine opak kullanılırsa derginin basım kalitesi düşer. Bu nedenle dialar gerekirse tekrar çekime girmeli ve yüksek çözünürlüklü olarak hazırlanmalıdır. Bilgisayar ortamında çeşitli illüstürasyon programları ile verilen dialar ve metinler grafiker tarafından gözü rahatsız etmeyecek ve tam anlaşılacak şekilde düzenlenir. İstenilirse, çeşitli resimlere kısmi lak uygulaması yapılabilir. Böylece resimlerin görselliği arttırılır. 
Kağıt seçimlerinde genelde 90 gr-170 gr. arası parlak ya da mat kuşe kağıtlar kullanılır. Dergi kapaklarında kağıt gramajı biraz ağır kullanılır. Böylece, derginin mukavemeti ağlanmış olur. Kapaklarda selefon uygulaması yapılarak kapağın daha göz alıcı olması sağlanır. Fakat, bu uygulamaların hepsi için farklı maliyetler çıkmaktadır. Dört renk ofset baskı yanı sıra, artı renklerin kullanımı ile dergi basımı yapılır. Anlaşmanıza bağlı olarak baskıda kullanılan renklerde 4 renk üstüyse farklı maliyetler getirir. Daha sonra ciltleme konusu gelir. Dergilerde farklı ciltlemeler kullanılır. Fakat, en fazla kullanılan ciltleme türleri, tel dikişli, yapıştırma, Amerikan cilttir. Dergi basımı sonrası poşetleme veya poşetlemeden teslimat yapılır. 

Dergi basımında grafik tasarımı arzu ederseniz siz yapabilirsiniz. Grafik tasarım artı maliyettir.

Dergi basımında dikkat edilmesi gereken şeyler, iç kağıtların kalitesi, kapağın gramajının fazla olması ve özel uygulamalardaki (selefon, lak, varak vs. ) kalitedir. Tüm bunlar konusunda uzmanlaşmış bir basım tesisi tarafından kolaylıkla yapılabilen uygulamalardır. 
İstanbul basım olarak, 55 yıllık tecrübemiz, kaliteli baskımız ile dergi basımlarında çözüm ortağınızız

Fiyat ve bilgi için 0312 342 03 72 yada www.azimmatbaacilik.com

Kağıtlar

Kağıt

Kağıt, bitkisel selülozun mekanik veya kimyasal yollarla liflendirilmesiyle veya atık kağıtların ve paçavraların yeniden liflendirilmesi ile elde edilen hamurlardan üretilen, üzerine baskı yapmaya elverişli tabakadır.Kartonu çok katlandırılmış kağıt olarak da özetleyebiliriz. Çünkü, gerek kağıdın gerekse kartonun üretiminde kullanılacak hamurun yapımı fiziksel olarak farklı değildir. Üretimde kullanılacak hamurun kalitesine ve katkı maddelerine göre kağıt veya kartonun kalitesi değişir. Üretimin kağıt veya karton olarak yapılmasındaki seçim ise kağıt makinelerinin fiziksel yapısına bağlıdır. Şüphesiz “kağıt” olarak nitelendirdiğimiz ürünle, “karton” olarak nitelendirdiğimiz ürün arasında en belirgin fiziksel fark; gr/m2 olarak belirlenen farkıdır.

Kağıdın Tarihçesi Kağıt ilk kez, o zamanlar yüksek bir kültür seviyesine erişmiş olan Çin’de yapılmıştır. Kağıttan önce Çin’de yazı taşıma aracı olarak taş, toprak, metal levhalar, tahtalar, bambu çubukları ve ipek bez kullanılmıştır. Kağıt Tsai Lun adında bir saray memuru tarafından M.S. 105 senesinde yapılmıştır. Ham madde olarak dut ağacı kabuğunun lifleri, keten lifleri, paçavra ve balık ağı artıkları kullanılmıştır. Bu maddeler uzun kaynatma, dibeklerde dövme işlemi sonunda lif hamuru haline getirilir, bambudan yapılmış bir elekle bir miktar hamur alınır ve suyu süzüldükten sonra keçeler üstüne serilip kurutulurdu. Bu şekilde elde edilen kağıtların yüzlerine jelatin püskürtülür ve parlak taşlarla parlatılırdı. Bugün bile kağıt yapımında bu temel esaslar aynıdır. Çinliler uzun yıllar kağıt yapımını sır olarak tutmuşlardır. Bu yüzden kağıt yapımı Kore ve Japonya’ya ancak M.S. 7. yüzyılda geçebilmiş ve aynı yüzyılda Türkistan’da da öğrenilmiştir.

8. yüzyılda Semerkant’ta ağaç kabuğu ve paçavradan kağıt yapılmış ve Semerkant yüzyıllarca kağıt yapım merkezi olarak bilinmiştir. Kağıt yapımı Semerkant’tan Bağdat’a oradan Mısır üzerinden Fas’a (1200 yıllarında) geçmiştir. 11. yy.da Mısır’da pazarda satılan malların kağıda sarıldığı ve 12. yy.da mektup ve belge boylarının standardize edildiği bilinmektedir. Kağıt Avrupa’ya Fas-ispanya veya Fas-Sicilya üzerinden geçmiş olabilir. 12. yy.da İspanya’nın Valensia şehrinde ve 1276 yılında İtalya’da kağıt yapıldığı bilinmektedir. Almanya’da kağıt ilk kez 1390 yılında Nürnberg kentinde yapılmıştır.

Türk Kağıt Sanayi Malazgirt savaşı ile Anadolu’ya yerleşen Türklerin Kağıthaneler kurdukları bilinmektedir. Çünkü Urfa’nın Türkler tarafından alınması ile başlayan 2.Haçlı seferinden (1147-1149) çok önce komşu şehirlerde (Bağdat ve Şam) Kağıthaneler bulunmaktaydı. Ancak esas kâğıt yapım fabrikası olarak nitelenen imalathane, İstanbul’un Kâğıthane köyünde kurulmuş, l453 yılından III. Selim zamanına kadar aralıklı olarak işletilmişti. II. Beyazıt zamanında Bursa’da, daha sonra Yalova ve Beykoz’da Kağıthaneler kurulmuştur. 1846 yılında özel teşebbüs tarafından İzmir Halkapınar’da kurulan kağıt fabrikası buhar makinesiyle işliyor ve hammadde olarak paçavra kullanılıyordu. 1887 yılında türlü kağıt yapımı için fabrika kurma imtiyazı alan Başmabeyenci Osman Bey Beykoz’da Hamidiye Kağıt Fabrikasını kurdu. Bu fabrika Osmanlı İmparatorluğunun müttefikleri tarafından savaş malzemesi üretildiği bahanesiyle 1915 yılında tahrip edildi. Cumhuriyet devrinde kâğıt mühendisi olan Mehmet Ali Kâğıtçı tarafından hazırlanan etüt ve projeye göre ilk kâğıt ve karton fabrikasının temeli, 1934 yılında İzmit’te atıldı ve ilk Türk kâğıdı 18 Nisan 1938 yılında yapıldı. 1955 yılında SEKA İŞLETMELERİ adını aldı. Daha sonra SEKA tesislerine, Çaycuma selüloz, Aksu (Giresun), Dalaman (Muğla), Balıkesir, Afyon, Antalya ile İzmir’in Çiğli kâğıt fabrikası da eklendi.

Kağıt Üretimi

Kağıdın sulu sistemle fabrikasyonu asırlardan beri değişmemiştir. Uygun şekilde dövülmüş, konsantrasyonu ve miktarı belli olan bitkisel lif süspansiyonu bir elek üzerinde düzgün şekilde dağıtılarak süzülür. Süspansiyon içindeki serbest su elek arasından süzülerek geriye bir lif sayfası bırakır. Daha sonradan bir veya daha fazla sayıda presten geçirilerek sayfanın arasındaki boşluktan ıslatma suyu alınır. Daha sonra lifler tarafından tutulan su, kurutma ile uzaklaştırılır ve böylece liflerin temas noktalarında oluşan doğal hidrojen bağları kağıda kendine has sağlamlığı ve özelliği verir. 19. yüzyılın sonunda ladin, köknar gibi ibreli ağaç odunları ve daha sonraları geniş yapraklı ağaçların odunları kağıt yapımında kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde buğday, arpa, çavdar, pirinç gibi tahılların saplarından ve pamuktan elde edilen lifsel maddeler de yoğun olarak kaliteli beyaz hamur üretiminde kullanılmaktadır. Kağıt üretiminde kullanılan lifsel yapıya sahip odun veya tahıl sapları mekanik, kimyasal ve yarı kimyasal yollarla, kağıt üretimine hazır hamur haline getirilirler. Bitkisel liflerin kağıt yapımına hazır hale getirilmesi için dövme işlemi yapılır. Dövmenin amacı bitkisel liflere istenen fiziksel özellikler vererek istenilen özellikte kağıt elde etmektir. Yalnızca kimyasal ve yarı kimyasal yoldan elde edilen hamurlar dövülebilir. Mekanik ve termomekanik hamurlar üretim sırasında zaten slayterlerde veya diskli rafinörlerde dövmeye benzer bir etkiye uğramışlardır. Dövme ile liflerin özel yüzeyi 4-6 kat artar, lifler incelir ve esneklik kazanır böylelikle kağıt yapmaya daha uygun hale gelir. Lifsel maddelerin önemli bir kısmı, eski kağıtların özelliklerine göre temizlenerek veya doğrudan lif süspansiyonu haline getirilerek yeniden fabrikasyon zincirine sokulmasıyla elde edilir. Bu eski kağıtlar ambalaj kağıtları, oluklu mukavva, eski kitaplar, broşürler, dergiler, gazeteler, kese kağıtları, çimento torbalan, dosyalar, matbaa artıkları, istatistik kartları, yıllıklar, kartonlar v.s olabilir.

 

Kağıt Makinesi Üniteleri

Kağıt Makinesi başlıca 3 üniteden oluşur : 
Elek bölümü : 
Döküm kazanından çıkan ve % 98 i su olan kâğıt ayranı, elek üzerine dökülür. Metal elek 3-8 m. eninde 20-30 m. uzunluğunda sürekli hareket halinde olan ve kâğıt hamurunu üzerinde taşıyan bir elektir ve yatay olarak çalışır. Bir nevi yürüyen banttır. Görevi, ayran kıvamındaki kâğıt maddesinin suyunu azaltıp, kalınlığını ayarlayarak filigran merdanesinin bulunduğu basınç silindirlerine ulaştırmaktır.

  1. b) Baskı bölümü : 


Yaş bölümden, yani elekten keçe biçimi almış olan kâğıdı, silindirleri arasından geçirir. Görevi, kâğıdın suyunu daha çok sıkmak ve kurutma bölümüne göndermektir.

  1. c) Kurutma bölümü :

 
Birçok silindirden oluşur. Bu silindirler aralarından geçen kağıdın suyunu iyice sıkar. Ayrıca kâğıttaki tutkal sıcak silindirler arasından geçerken erir ve kâğıdı tutkallar. Kurutma bölümünü geçen kâğıt, parlatma silindirinde pürüzleri kaybedilerek hafif parlar ve bobin sarma kısmına gelir. Yuvarlak bıçaklarla bobin enine göre kesilerek sarılır.

  1. yüzyıl sonunda Nicolas Louis Robert ilk kağıt makinesini bulmuş ve aynı makine Fourdrinier kardeşler tarafından geliştirilmiştir. L.Robert’in gerçekleştirdiği makinede süspansiyon sürekli dönen (sonsuz elek) bir elek üzerine dökülerek kesintisiz kağıt üretimi sağlanmıştır. Daha önceleri Süspansiyon sabit elekler üzerine dökülür ve yayılır, böylelikle süspansiyon içinde bulunan suyun akması beklenirdi. Tabii ki bu yöntem uzun süre gerektirdiğinden üretim zor ve kısıtlıydı. Fourdrinier kardeşlerin yaptığı araştırmalarla bu sistem daha da geliştirilmiş olup “sonsuz elek makinesine” “Fourdrinier makinesi” denilmiştir. 10 – 170 gr/m2 gramajlar arasında ideal kağıt üretimi yapılan bu makinelerde elek kısmı üzerinde fazla miktarda lif süspansiyonu yaymak mümkün olmadığından yüksek gramajdaki karton üretimi için “yuvarlak elekli” makineler veya yuvarlak elek-sonsuz elek beraber kullanılarak üretim gerçekleştirilmiştir. Yuvarlak elekler üzerinde kağıt yapma düşüncesi sonsuz elek makinesinin bulunmasından birkaç yıl sonraya rastlar. 1807 yılında Amerika’da Charles Kinsey, 1809 yılında İngiltere’de John Dickinson tarafından iki patent alınmıştır. İlk karton yapan yuvarlak elekli makine 1817 yılında Amerika’da kurulmuştur. Ülkemizde kağıt ve karton üretimi sonsuz elek, yuvarlak elek ve sonsuz elek-yuvarlak elek kombinasyonundaki tekniklerle yapılmaktadır. Yuvarlak elekli makinelerde tekne içindeki süspansiyon yuvarlak eleğin döndürülmesi ile santrifüj bir hareket kazanarak keçeye yayılır ve tutunur. Bu sırada süspansiyonda mevcut suyun bir kısmı silindirik eleğin arasından tekneye akar. Keçenin altına tutunan ve suyunun bir kısmını kaybeden süspansiyon birleştirme ve su süzme presleri arasından geçerek kurutma partisine gider. Bu sistemde 1 ile 6 yuvarlak elek arka arkaya sıralanarak her birinden gelen süspansiyon üst üste ve yaş durumdayken birleşir ve kalın bir tabaka oluşumu sağlanmış olur. Bu sistemin başka bir avantajı da değişik kalitedeki hamurların beraberliğinin sağlanmasıdır. Bu sistemle, üretilen kartonun orta tabakalarında düşük kalitede, üst veya alt yüzeyinde yüksek kalitede veya daha değişik kalitelerde hamur kullanılmasına olanak sağlanarak uygun maliyetli karton üretilebilmiştir.

Ambalaj kartonlarının üretiminde en çok-kullanılan üretim formasyonu ise sonsuz elekyuvarlak elek kombinasyonudur. Bu kombinasyonda genellikle yuvarlak eleklerde kartonun orta veya alt taşıyıcı tabakalarını meydana getiren, orta veya alt taşıyıcı tabaka ucuz ve düşük kalite hamurlardan birleştirilerek elde edilir. Sonsuz elekte ise kaliteli hamur akışı sağlanarak yuvarlak elekten gelen hamurla birleştirilir. Birleştirme preslerinde birbirine iyice tutunan tabaka lifleri kurutma partisine gider. Karton üretiminde kullanılan bir başka şekil ise sarma yöntemidir. Bu üretim şeklinde yuvarlak elek veya sonsuz elekten gelen safiha bir silindir üzerine gönderilerek üst üste sarılan ıslak safiha istenilen kalınlığa erişinceye kadar silindir üzerine sarılır. Daha sonra silindir boyunca kesilir ve bu şekilde elde edilen dikdörtgen şeklindeki büyük tabaka preslendikten sonra sıcak hava akımlı bir tünelden geçirilerek kurutulur. Üretim kesintili olarak yapılır, bir plaka bitirildikten sonra diğerinin üretimine geçilir. Bu sistemde genellikle Karton gramaj üst sınırı aşıldığından bu üretimi Mukavva üretimi olarak adlandırmak daha doğru olur.

Kağıt Üretiminde Kullanılan Yardımcı Maddeler 
1) Dolgu maddeleri : 
Sayfa oluşumundan önce kağıt hamuru içerisine süspansiyon halinde iken mineral maddelerin katılması kağıt yapımının ilk günlerinden beri uygulanmaktadır. Kullanılan kağıt çeşitleri arttıkça bazı kağıt cinslerinin yapımında dolgu maddesi kullanımı kaçınılmaz olmuştur. Dolgu maddeleri çok ince tane yapılı, kağıdın opaklık, beyazlık. yüzey düzgünlüğü, mürekkep emme yeteneği gibi özelliklerini iyileştiren maddelerdir. 

 

Dolgu maddelerinin yararları : 

-Kağıdın opaklığını ve yumuşaklığını artırırlar.


-Ağartılmamış hamurlarda kağıdın beyazlığını artırırlar. 


– Lifler arasındaki boşlukları doldurup düzgün yüzey oluşturarak kağıdı baskıya daha uygun kılarlar. -Mürekkebin daha iyi emilmesini sağlayarak baskı kalitesini artırırlar. 


-Kağıdın eskime özelliğini azaltırlar. Özellikle CaC03 bileşiği ile yapılan kağıtlar asırlarca dayanıklılığını kaybetmez. Dolgu maddelerinin sakıncaları : – Kağıdın, kopma, patlama ve çift katlama dirençlerini azaltırlar. 


-Dolgu maddeleri kağıdın yapıştırma derecesini azaltabilir. – Dolgu maddelerinin tutunması kağıdın her iki yüzünde de aynı olmadığından kağıt iki yüzünde de farklı özellikler gösterir. – Süzülme sularındaki katı madde miktarını fazlalaştırdıkları için hızlı makinelerde drenajı yavaşlatarak hızlı çalışmayı engellerler. 


-Rijitideyi azaltırlar, tozlanmaya neden olabilirler. İdeal bir dolgu maddesinde olması gereken özellikler; yüksek beyazlık, yüksek kırılma indisi, küçük tane çapı, kağıt tarafından yüksek oranda tutunma, suda çözülmemesi veya az çözülmesi, düşük yoğunluk, kimyasal yönden reaktif olmaması ve düşük aşındırıcılıktır. Bazı önemli dolgu maddeleri

 

Kaolen : Dolgu olarak kullanılan kaolen, kaolinitten oluşur. Kırılma indisinin düşük olması dışında son derece uygun bir dolgudur. Gazete, kitap ve baskı kağıtlarında bol miktarda kullanılır. Suda yakınmış kaolen ince boyutlu olduğundan daha iyi sonuç verir. Beyazlığı yeterli olmasa da kağıda düzgün bir yüzey verir.Titanyum Dioksit : Kırılma indisi yüksek olduğundan yüksek opaklık sağlar. Özellikle ince kağıtların şeffaflığını gidermeye çok uygundur. Ayrıca yüksek beyazlık artırma özelliği de vardır.

 

Kalsiyum Karbonat : CaCO3’ın en önemli özelliği yüksek parlaklığıdır. Ayrıca yağ emme yeteneği sayesinde matbaa mürekkeplerinin hızlı kurumasını sağlar. Sigara kağıdında yanmayı düzenlemek için % 35-40 oranında kullanılır. 
Kalsiyum Silikat : Baskı kağıtlarının parlaklık ve opaklığını artırmak için kullanılır. Lifler tarafından doğal olarak tutulduğundan tutunması için yardımcı maddeye gerek duymaz. Üstelik diğer maddelerin tutunmasına da yardımcı olur.

Talk : Kağıda sabunumsu bir yağlılık ve tatlı bir dokunma hissi verir, içindeki kalsiyum miktarı değişik oranda olup, kağıt formasyonunu düzeltir. 
Baryum Sülfat (Blanc Flxe) : Kırılma indisi düşük olmakla birlikte yüksek parlaklığı için kullanılmaktadır. 
Çinko Sülfür : Yüksek beyazlık ve opaklık sağlar, şap ile reaksiyona girdiğinden her amaç için uygun değildir. pH 5’in altında ise ve sistemde bakır bulunduğu zaman kararma oluşturabilir. En büyük sakıncası aşındırıcı olmasıdır.

 

2) Yapıştırma maddeleri Birçok kağıt ve kartonun en önemli özelliği su, mürekkep, meyve suyu, katı yağlar gibi maddelerin nüfuzuna karşı dayanıklı olmalarıdır. Su geçirmezlik, kağıdın yüzeyinin ıslanmasına rağmen suyun içeriye nüfuzunun geciktirilmesi özelliğidir. Yapıştırma maddeleri su ile kağıt arasındaki temas açısını büyültürler. Ayrıca kağıtların su ve mürekkep gibi sıvılara karşı dayanıklı olabilmeleri için yapıştırılmaları gerekir.

Yapıştırma için kullanılan iki yol vardır : 


İç yapıştırma, yüzeysel yapıştırma. İç yapıştırmada lifler süspansiyon halinde iken içerisine önce sabunlaştırılmış kolofan katılır ve karıştırılır, daha sonra şap katılarak kolofanın lifler üzerine çökelmesi sağlanır. Bu işlem sırasında pH 4.5’e ayarlanır. Böylece, kağıt ya da karton sıvılara karşı hidrofobik bir özellik kazanır ve mürekkebi dağıtmaz.

İç yapıştırmada kullanılan belli başlı yapıştırma maddeleri şunlardır: 
-Kolofan : Çam ağaçlarından elde edilen bir yan üründür.


-Mumlar : Parafin ve naften gibi petrol ürünleridir. 


-Stearatlar : Sodyum ve potasyum stearatlardır. 


-Asfalt emülsiyonlar : Ham petrolden elde edilen yüksek moleküllü aromatik ve naftenik maddelerdir. 
-Alkil keten dimer gibi bazı yapay maddeler. Yüzeysel yapıştırma ise kağıt yapıldıktan sonra özel makine ve kaplarda kağıda nişasta, tutkal, bazı bitkisel ekstraktlar ile polimerler sürülerek yapılır ve kağıt yeniden kurutulur. Böylece yüzeyde oluşan tabaka, kağıdı sıvılara karşı dayanıklı kılar. Form, kraft, sargılık, duvar, kuşe kağıt taşıyıcı tabakası, lamine kartonlar v.s. de iç yapıştırma, çizim, yazı, grafik, ofset baskı ve vernikli kağıtlarda ise yüzeysel ve iç yapıştırma birlikte uygulanır.

 

3) Boyar maddeler Kağıdın insan gözüne hitap eden ve dikkat çeken özelliklerinden biri de rengidir. Renk kağıdın çekiciliğini artırır, dolayısıyla içindeki maddenin veya kağıdın daha kolay satılmasını sağlar. Bir boyar madde diğer bir maddeye renk veren maddedir. Pigmentler ise çözünmeyen boyar maddeler olup kendi renklerini kağıda aktarırlar. Uygulamada kağıdın boyanması % 80 süspansiyona katılma şeklinde yapılır. Boyar maddeler % 90 dövücülerde, size preste ve kalenderlerde veya kuşe kağıt yapımı sırasında kullanılır. Boyar maddelerden istenen özellikler; ışığa karşı solmazlık, suya karşı solmazlık, asit ve alkalilere karşı solmazlıktır. Duvar kağıdı örtü ve kaplık kağıtlarında ışığa karşı solmazlık önemli bir özelliktir, ancak, kullanılan kağıt hamuru da ışığa karşı dayanıklı olmalıdır. Genel olarak doğal pigmentlerin solmazlığı, suya, ışığa, asit ve alkalilere karşı dayanıklılığı iyidir. Bazı kağıtlar asit ve alkali ile temasa geçince derhal renk değiştirirler. Örneğin Benzopurpurin ve Kongo kırmızısı asit damlatılınca koyu mavi siyaha dönüşür.

Boyar maddeler özelliklerine göre aşağıdaki gruplara ayrılırlar : 
1) Suda çözünen boyar maddeler 


  1. a) Asit boyalar : 


Asit boyaların parlaklığı bazik boyalardan düşüktür ve bazıları ışığa karşı çok dayanıklıdır. Örneğin; Konolin sarısı, Oranj , Krosein, Antrakinon ve Nigrosin.

 

  1. b) Bazik boyalar : 


Bazik boyaların renk verme yeteneği yüksek olup kullanımı ekonomiktir. Bu nedenle ucuz kağıtların boyanmasında geniş ölçüde kullanılır. Parlaklıkları çok yüksek, fakat ışığa dayanmaları zayıftır. Çeşitli renk ve tonları bulunmaktadır. Örneğin; Auramin, Bazik kahverengi, Chrisoidin, Safranin, Rhodamin, Kristal mor, Metilen mavisi, Victoria mavisi ve yeşili gibi.

  1. c) Direkt boyalar : 


Direkt boyaların boyama gücü bazik boyalardan azdır, ışığa dayanıklı asit ve bazik boyalardan daha iyidir. Renkler genellikle sönüktür. Ancak pH 5.5’te parlaklıkları artar. 
Direkt boyalar geniş ölçüde kurutma kağıdı, emici kağıtlar, temizlik kağıtları ve ince kağıtların boyanmasında kullanılmaktadır. Örneğin; Chrysophenine, Orange VVS, Scarlet 4BS, Purpurine, Gök mavisi, Direkt yeşil-siyah-kahverengi ve Kağıt beyazı gibi.

Optik beyazlatıcılar Kağıda katıldıklarında morötesi ışınları absorbe ederler ve görünen ışık halinde tekrar yayarlar, böylece kağıt göze daha beyaz görünür. Optik beyazlatıcılar bazen sıvama sırasında da kullanılır. Aynı zamanda optik beyazlatıcı çözeltisi kalenderleme sırasında da kullanılabilir. Bu durumda aljinat, nişasta gibi maddeler boyayı kağıt yüzeyine tespit için kullanılabilir. 

3) Suda çözünmeyen pigmentler

  1. a) Doğal yer pigmentleri :


Doğal rezervler halinde bulunurlar, işlenmeleri öğütme, eleme ve ayırma ile mekanik yoldan yapılır. Bunlar; Ferrik oksit, kırmızı hematit, hidratlanmış ferrik oksit, yanmış ferrik oksit ve kahverengi manganez silikatlardır. Kağıdın sağlamlığını azalttıklarından içlerindeki aşındırıcı tanecikler yönünden teste tabi tutulmalıdırlar. Renk tonlarının farklılığı hidrasyon derecesine ve yabancı maddelerin varlığına bağlıdır. Işığa karşı, oksitleyici maddelere, asit ve alkalilere karşı dayanıklıdırlar.

  1. b) Yapay pigmentler : 


Bunlar, organik ve anorganik olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Kağıt endüstrisinde kullanılan yapay anorganik pigmentler başlıca anorganik bileşiklerin metal tuzlarıdır.En önemlileri; Krom sarısı, Kurşun kromat, Kadmiyum sarısı, Prusya mavisi, Ultramarin, Prusya mavisidir. Işığa, aside ve klora karşı dayanıklı, fakat alkaliye duyarlıdırlar. Yalnız Ultramarin parlak mavi renkli bir pigment olup kaolen, kükürt, sodyum sülfat, sodyum karbonat, silis ve kalsinasyonu ile elde edilmektedir. Işığa, alkaliye ve klora karşı dayanıklı aside karşı duyarlıdır.

 

  1. c) Kükürt boyalar : 


Kullanılmadan önce sodyum sülfür ile suda çözünür hale getirilirler. Kağıdın kahverengi ve siyah renge boyanması amacıyla özellikle tekstil endüstrisinde kullanılırlar.

  1. d) Karbon siyahı : 


Saf karbon olup yapay pigment olarak kabul edilir. Gaz haldeki hidrokarbonlar belirli miktardaki hava ile yakılarak siyah karbon kısmı çelik bir kanalda toplanır. Geniş ölçüde matbaa mürekkeplerinde ve dövücülere katılarak kullanılırlar. Işığa, asitlere ve alkalilere karşı dayanıklıdırlar.

4) Kuşe kağıt yapımında kullanılan maddeler: Kağıdın yüzeyinin mineral madde ve yapıştırıcılardan ibaret bir sıva ile kaplanması işlemine kağıdın sıvanması veya kuşe kağıt yapımı denir. Kağıt üretiminde dolgu maddesi olarak kullanılan; kaolen, kalsiyum karbonat, titanyum dioksit, baryum sülfat ve blanc satin kuşe kağıt yapımında kullanılan yardımcı sıvama maddeleridir. Bu maddeler kuşe kağıt yapımında yüzey dolgu maddesi işlevi görürler. Kağıdın baskı özelliğini iyileştirmede genellikle iki yöntem uygulanır. Bunlardan birincisi kağıdın yapımı sırasında lif süspansiyonuna % 18-15 oranında dolgu maddesi karıştırdıktan sonra kağıdı süper kalenderden geçirmektir. Böylece, çapları küçük olan dolgu maddeleri kağıdın yüzeyini düzenler ve baskı özelliğini iyileştirir. İkinci yol ise, kağıdın yüzeyine sonrada düzenli bir hal vermektir. Bu işlem aynen duvar sıvacılarının yaptığı gibi kağıt yüzeyindeki düzensizlikleri sıvama yoluyla düzeltmektir.

Sıvanmış bir kağıt iki kısımdan oluşur : 


  1. a) Taşıyıcı tabaka Bu tabaka, kuşelenmiş kağıdın hacim ve ağırlıkça en önemli kısmını oluşturduğundan kalitesi önemlidir. Taşıyıcı tabaka bazı özelliklere sahip olmalıdır. Bu özellikler üç grupta toplanabilir: 
    1- Sıvanmış kağıt baskıya verileceğinden sağlam olmalıdır. Sıva tabakası kendi içinde bağ oluşturmadığından taşıyıcının sağlamlığını azaltır. Kağıttan istenen sağlamlık ise kullanış yerine göre belirlenir. Eğer bobin hızı yüksek bir baskı uygulanacaksa yüzeyde dikine kopma kuvveti zayıf olabilir, Eğer forma şeklinde ofset baskı yapılacaksa yüzeysel soyulma, kopma uzunluğu ve patlama direnci iyi olan bir kağıt kullanılmalıdır.

2- Kağıdın, yüzey özellikleri geçirgenlik, gözeneklerin çapı ve sayısı, yüzey düzgünlüğü (düzgün yüzey daha az sıva tüketir) en önemli özeliklerdir. Ancak, nasıl ki pürüzlü bir duvar daha iyi sıva tutar ve kaygan bir duvar tutmaz ise aynı durum kağıt için de geçerlidir. Taşıyıcı tabaka sıvayı en iyi şekilde tutacak özelliklere sahip olmalıdır. Kağıdın ıslanabilirliği de önemli bir özelliktir.

3- Bir taşıyıcı iyi yapılmış ve yüzeyi temiz olmalı, üzerinde kir ve lekeler bulunmamalıdır. Bu kirler her ne kadar sıva ile kapatılırsa da taşıyıcıya iyi bağlanmadığından sonradan baskı sırasında kavlayarak beyaz noktaların oluşmasına neden olurlar. Elek ve keçe izi, mekanik hamur parçacıkları, lif demetleri, köpük çukurlarının bulunması kuşe kağıdın baskı kalitesini kötü yönden etkiler. Ayrıca kağıt içindeki lif dağılımı düzenli olmalı ve lif yığılmaları olmamalıdır. Aksi halde sıvama düzensiz olduğu gibi baskı da düzensiz olacaktır. 
b) Mineral tabaka Yapıştırıcı : Yapıştırıcının görevi dolgu maddesini taşıyıcı tabaka üzerine tespit etmek ve mineral tabakanın kendi içinde bağlantısını sağlamaktır.

Dolgu maddesi :


Sıvanın ana maddesidir. Sıvamadaki amaç sıvanan nesneye beyazlık, düzgünlük vermek veya renklendirmektir.Katkı maddeleri : Sıvanın düzenli sürülmesini sağlayan, mikro organizmalara karşı koruyan ve rutubetlenmeyi önleyen maddelerdir.

Sıvamanın kağıda sağladığı özellikler şunlardır : 


1) Sıvama ile baskının kalitesi artar : 


Gazete kağıdı üzerine yapılan baskılarda, baskının netlikten yoksun olması, gazete kağıdı yüzeyinin mekanik hamur lifi demetleri ve kaba parçalar bulunmasından dolayı düzensiz olmasından ileri gelmektedir. Bunun sonucu olarak liflerle mürekkep arasında yeterli temas sağlanamamakta ve baskı sınırları belirgin olamamaktadır. Oysa sıvanmış kağıtta baskı sınırlan çok daha net olmaktadır. Bu netlik ve baskının düzenliliği özellikle fotoğrafların basılmasında daha çok önem taşır. Çünkü bir fotoğraf nokta, kare ve benzeri izler tarafından oluşur. Dolayısıyla bu noktaların netliği fotoğrafta tonların ve yarı tonların oluşmasını sağlayacak, fotoğrafın kalitesi de ona göre olacaktır.

2) Sıvama baskıya kontrast özelliği verir : 


Gerçek baskı, mürekkebi kağıdın üzerine istenen şekilde dağıtıp, kağıdın beyazlığı ile mürekkebin siyahlığından yararlanarak kağıt ile basılmak istenen şekil arasında görsel bir etki yaratmaktır. Yani bir kontrast oluşturmaktır. Sıvanmış kağıt kullanılan pigmentlerden dolayı daha beyaz olduğundan, baskı sırasında koyu siyah renk elde etmeye daha elverişlidir ve siyah mürekkep ile beyaz kağıt arasındaki kontrast daha fazladır. Dolayısıyla normal kağıttan daha iyi bir baskı kalitesi verir.

3) Sıvama kağıda parlaklık kazandırır : 


Eğer sıvanmış kağıt satinaja uğrarsa adi kağıttan daha parlak bir yüzey verir. Parlaklık kağıda yüksek bir al beni kazandırmakla birlikte müşterinin dikkatini üzerinde toplayarak ambalaj ettiği malların satışını arttırmaktadır. Kurutma ve Kalenderleme Elek ve preslerde suyunun büyük bir kısmını kaybeden sayfa keçeler üzerinde kurutma silindirlerine girer. Kurutma silindirleri içindeki sıcak buhar silindirleri ısıtır. Isınmış silindirler arasından geçen sayfa kademe kademe bünyesindeki suyu atmış olur. Kurutma silindirlerinden kalenderleme silindirlerine giden safiha %90-95 kurur. Kurutma partisinden çıkan kağıdın yüzeylerinde bazı düzensizlikler vardır ve bu düzensizlikler baskı, yazı ve ambalaj gibi kullanım amaçlan için sakıncalıdır. Kalenderleme kağıdın yüzeyini düzgünleştiren bir işlemdir. Kağıt kuruduktan sonra, basınç altında ağır metal silindirler arasından geçirilerek kalenderlenir. Bazı Kağıtlarda fazla yüzey düzgünlüğü gerekmediğinden makine üzerinde kalenderlenirler. Bazı Kağıtlar ise iki silindirli kalenderlerden geçirilirler, buna “breaker stack” denir. Henüz nem oranı yüksek olan kağıdın kalenderlenmesi daha düzgün yüzey sağlar. Kalenderleme sonucu kağıdın yoğunluğu önemli ölçüde artar. Ayrıca patlama direnci ve yüzey düzgünlüğü de artar. Diğerlerine göre daha fazla yüzey düzgünlüğü sağlayan fırça kalenderlemesinde fırçanın kılları, yüksek hızda, kuşelenmiş kağıt yüzeyinde kayarak, ısınma ve plastik deformasyon sağlar. Sonuçta, hacimlilik pek azalmadan yüzey düzgünlüğü sağlanır. Kağıt, bütün bu işlemlerden geçtikten sonra bobin halinde satılacaksa, makineden çıkınca bobin ünitesine girer ve burada istenilen genişlikte kesildikten sonra bobin haline getirilir. Cilalama, kâğıdı sayfalar haline getirme veya bobine sarma işlemlerinin hepsine birden ” Apret ” denir.

  • Kağıdın Özellikleri 
    Baskının oluşabilmesi için gerekli olan temel şart, kullanılan boyanın kâğıt yüzeyine tutunabilme kabiliyetinin baskı kalıbına oranla daha çok olmasıdır. Bunun için kullanılan kâğıt, baskı anında ve taşınma müddetince, fiziksel özelliklerini yitirmemeli ve kâğıdın lifleri, boya özünden daha dayanıklı olmalıdır. Kağıdın sağlamlığı, çok renkli baskılarda daha da önem kazanır. Çünkü kâğıt baskı ünitelerinden birçok defa geçmek zorundadır. Bu geçişlerde kâğıdın özelliklerinde herhangi bir değişimin olmaması gerekmektedir. Kağıdın kalitesi, katkı maddeleri ile yakından ilgilidir. Hemen her baskı sistemi, kağıttan belirli oranda boyayı emme kabiliyeti ister. Kâğıt bu niteliğini, tutkal oranı ve yüzeyinin mat olması ile kazanır. Tutkallı kâğıtlar daima daha ayarlı baskı verirler. Tutkalsız kâğıtlar ise çürük olurlar ve çabuk nemlenirler. Ancak kâğıdın boyayı emme kabiliyetinin bir sınırı olması gerekir. Aşırı emici kağıtlara baskı yapıldığı zaman, basılan boya kâğıdın arkasına geçebilir. Ayrıca doyum sağlamak için fazla boya verilince renk tonunda değişiklik meydana gelebilir. Baskı sistemi nedeniyle boya miktarı artırılamaz ise basılan resimde renk doyumu sağlanamaz. Kâğıdın optik, mekanik, kimyevi yönden temiz ve beyaz olması, baskı kalıplarının aşınmasını önler ve baskı tirajını arttırır. Çok renkli baskılarda kullanılan örtücü olmayan boyaların etkisi, kâğıdın beyazlığı oranında artar; kâğıt ne kadar beyaz olursa, basılan resimler o kadar çok kendini gösterir, kontrast ve aydınlık olur.

” Odunsuz ” olarak vasıflandırılan selülozu fazla olan kağıtlar, odunlu, yani selülozu az olan kağıtlara oranla çok renkli baskılara daha uygundur. Çünkü odunsuz kâğıtlar daha beyazdırlar ve güneş ışınlarından etkilenmezler. Odunsuz kâğıtta da zaten % 5 civarında odun vardır. Bu, kâğıdın sertliği ve sağlamlığı için gereklidir. Aksi halde, kâğıt, baskı anında karşılaştığı basınca dayanamaz ve zedelenir. Aynı kalitede fakat ince olan kâğıtlar, kalın olanlara göre daha kolay deforme olurlar ve bu yüzden baskıya pek elverişli değildirler.

Havanın tesiri ile kâğıtta bazı fiziki değişmeler olur. Bu değişikliğin sebebi, rutubetin fazla veya oldukça düşük olmasıdır. Kâğıt, rutubet derecesi arttıkça uzar ve kuruyunca kısalır. Buna kâğıdın yüzey değiştirmesi denir. Kâğıtta oluşan bu değişiklikler, liflerin rutubeti emip şişmesinden ileri gelir. Kâğıtların iyi saklanması için depolara klima tesisleri kurulmalıdır.

Kâğıt hamuru makineye girerken elek üzerinde suyu süzülerek keçe gibi bir şekil alır. Bu haldeki kâğıdın lifleri kâğıdın gidiş yönüne döner. Kağıt liflerinin aldığı yöne “kâğıdın yönü” veya “kâğıdın suyu” denir. Hemen her baskı sistemi, basılacak kağıdın uzun kenarının kâğıt suyu yönünde olmasını ister. Bunun başlıca sebebi şudur : Kağıt higroskopiktir, yani havanın rutubetinden büyük ölçüde etkilenir. Bu etkileme kâğıdın suyu yönünde azdır. Aksi yönde ise fazlalaşır. Kâğıdın uzun kenarı, suyu istikametinde olmaz ise kâğıdın uzaması artar ve özellikle çok renkli baskılarda ayar tutmaz. Çeşitli baskı sistemlerinde kullanılan kağıtlar ve özellikleri

Tipo baskı kağıtları ve özellikleri : 


Tipo baskı sisteminde, basılan kısımlar yüksekte ve sert olduğu için, kâğıt yüzeyinin özellikleri ve elastikiyeti önem taşır. Basılacak işin önem ve kalitesine göre kâğıt seçimi yapılmalıdır. Tipo baskıda basılacak çok renkli işler için genellikle kuşe kâğıtlar kullanılır. 

Ofset baskı kağıtları ve özellikleri :


Ofset baskıda odunsuz yani iyi cins kâğıtlar, krome kâğıtlar ve tabii kâğıtlar kullanılır. Tabii kâğıtlara “Ofset Kâğıdı” da denir. Bunların mat yüzeyli olmaları, ofsette su kullanıldığı için bir avantajdır. Çünkü merdanelerin kalıp vasıtasıyla kâğıda taşıdıkları su, mat kâğıda daha kolay nüfuz eder. Ayrıca ofset kâğıtlarının tutkalı fazla olmalıdır. Çünkü nem çekme özelliği olan kâğıt, aldığı su nedeniyle boyutlarını değiştirme eğilimindedir. Tutkalın bir başka yararı ise tozu azaltmasıdır. Tutkal, kâğıttaki dolgu maddelerini liflere daha iyi bağladığı için, baskı esnasında dolgu maddeleri toz yapmaz. Rotatif (veb) ofset baskı kağıtları ve özellikleri : Rotatif ofset kâğıtları, sağlam ve elastik olmalıdır. Çünkü rotatif ofset makineleri tabaka ofset makinelerine oranla daha hızlı çalıştıklarından kâğıdın bu hıza, yırtılmadan dayanması gerekir. Ayrıca kâğıdın bobine kusursuz biçimde sarılması ayar bakımından önemlidir. Bobin baskıda, ayar sadece yan pozalardan sağlandığı için bobin kâğıt, bazen sert, bazen gevşek geçerse ayarsızlık mutlaka olur. Tifdruk baskı kağıtları ve özellikleri : Tifdruk kağıtları eşit kalınlıkta, sağlam, yumuşak ve elastiki olmalıdır. Ancak bu şekilde silindir biçimindeki tifdruk kalıbı ile uyum sağlayabilirler. Ayrıca kullanılan boya akıcı olduğundan kurumanın sağlanabilmesi için kâğıdın emici olmasında yarar vardır. Kâğıdın emici olması için tutkalı az konulmuş olmalıdır.Serigrafi baskı kağıtları ve özellikleri : Serigrafi tekniği ile, hemen her kalitede kâğıda baskı yapılabilir. Bununla beraber kâğıtların iyi tutkallanmış ve sağlam olması daha iyi sonuç verir. 
 • Kağıt Çeşitleri

Satine (Parlak) kağıtlar :

 
Satine kâğıtlar, her baskı sisteminde kullanılmakla birlikte, özellikleri bakımından değişiklikler söz konusudur. Kazeinli ve parlak olanlar, genellikle çok renkli tipo baskı işlerinde kullanılır. Tebeşir tozu ilaveli, yumuşak ve mat olanlar ise çoğunlukla ofsette, portre ve düz tonlu işler için kullanılır. Ambalaj kağıtları ve kartonlar : Ambalaj kâğıtları ve kartonlar için kullanılan her tür odun veya selüloz hamuru, onların kalitelerini etkiler. Düşük kaliteli kâğıt veya kartonlar çoğunlukla kullanılmış kâğıt, paçavra, saman gibi maddelerle yapılır. Daha iyi cinsleri için ise ağartılmış selüloz kullanılır. Kötü kaliteli kartonlar, üzerine birinci hamur veya ince kuşe kâğıt yapıştırılarak kullanılabilir. Kuşe ve krome kağıtlar : Yüzeyleri dolgu maddeleri ile kaplanıp perdahlanarak kaliteleri yükseltilen kâğıtlardır. Bu kâğıtların her iki yüzü de parlak olanlarına kuşe kâğıdı, tek yüzü parlak olana da krome kâğıt veya “kromelüks” adı verilir.

Tabii kuşede, dolgu maddeleri kağıt hamurunun içine karıştırıldığı için, yüzeysel dolgu maddeli kuşe kağıtlara oranla beyazlıkları daha azdır. Tabii kâğıtlarda dolgu maddesi bulunmaz. Satine edilmeleri onlara parlaklık kazandırır. Ancak beyazlıklarından kaybettirir. Gazete kağıtları : Kağıt makinesinden çıkan ham kağıt, gazete kâğıdı olarak kullanılabilir. Yüzeyinin düzleştirilmesi ve parlatılması için ayrıca bir işlem yapılmaz. Bu kâğıt %75 odun, %10 dolgu maddesi, %15 selülozdan oluşur. Odun oranı çok olduğu için çabuk sararır. 
Gazete kâğıtları, çok az tutkallandıkları için emicilikleri çok fazla olur.

 

Kağıt Cinsleri

Aydınger kağıdı : Saydam yüzeyli özel bir kâğıt çeşidi. 
Banknot kâğıdı : Para basımı veya diğer çok kıymetli evrak baskısı için kullanılan ve sahtesi yapılmayan kâğıt. 


Canson kâğıdı : Dayanıklı ve parlak resim kâğıdı.
Elişi kâğıdı : Ön yüzü parlak ve renkli mat kâğıt. 


Eczane kâğıdı : Pelür kağıttan daha ince, beyaz ve hafif kâğıt. İpek kâğıt : İyi cins fotoğraf kâğıdı. 

 

Kablo kâğıdı : Yalıtma malzemesi olarak kullanılan kâğıt. 


Karbon kâğıdı : Kopya çıkarmak için kullanılan bir tarafı karbon boyalı kâğıt. Kasap kâğıdı :

Yarı saydam hale getirilmiş kaba kâğıt. Kömür kâğıdı : Gravürlerde kullanılan jelatinli kâğıt.

 
Kraft kâğıdı : Dayanıklı ambalaj kâğıdı. 


Krepon kâğıdı : Her iki yüzünde de ince kabarık çizgiler bulunan kırışıklı bir çeşit el işi kâğıdı. 
Mulaj kâğıdı : Elbise patronu için kullanılan saydam kâğıt.


Ozalit kâğıdı : Kalıplardan resim çoğaltmaya yarayan yüzeyi ışığa karşı duyarlı madde ile kaplı kâğıt. 


Pelür kâğıdı : Çok hafif ve ince kâğıt. 
Saman kâğıdı : Saman hamurundan yapılan kâğıt. Sigara kâğıdı : Sigara tütününün sarıldığı kâğıt. 


Yağlı kâğıt : Yağ emmeyen kâğıt. 

 

 

Kağıt Grupları

1 -İnce kâğıtlar- Sigara kâğıdı – Sargılık kağıt – Pelür kağıdı 2 – Yazı ve baskı kâğıtları- I. Hamur kağıtlar – II. Hamur yazı kâğıdı – III.Hamur baskı kağıdı – II. Hamur teksir kâğıdı – II. Hamur renkli kâğıt – Gazete kâğıdı 3 – Ambalaj kâğıtları- Kraft ambalaj kâğıdı – Çimento torba kâğıdı – Selüloz renkli kâğıt -Şires kâğıdı – Kaplık kâğıt 4 – Özel kâğıtlar- Parşömen kâğıdı – Gomalı (zamklı) kâğıt – Soğan kâğıdı veya Gofreli pelür – Aydınger kâğıdı – Selefon kâğıdı (jelatin vb.) 5 – Kartonlar- Dosya kartonu – Bristol karton – Krome karton – Kraft karton – Tripleks karton – Saman kartonu – Beyaz karton – Gri karton 6 – Mukavvalar

 

Kağıt Ölçüleri

Kâğıt ölçüsü olarak Alman DIN normu uygulanmaktadır. Buna göre başlıca 3 kâğıt ölçüsü kullanılmaktadır. 
A0 : 841 x 189 mm, B0 : 1000 x 1414 mm, C0 : 917 x l297 mm Bu ölçüler kâğıdın katlanmamış ölçüleridir. Kâğıt bir defa katlanınca oluşan ölçü, Al Bl, Cl ölçüsüdür. Örneğin; A4 ölçüsündeki bir kâğıdın yâni 4 kere katlanan kâğıdın ölçüsü 210 x 297 mm olur. Ülkemizde daha çok A ve B ölçüleri 
kullanılmaktadır.Standart kağıt ölçüleri- 50 x 70 cm = Çıkartma kağıtları 
-57 x 82 cm = I, II, III. Hamur, Kuşe kağıtlar, Biletlik 
-59 x 82 cm = I, II, III. Hamur, Pelür kağıtlar -59 x 92 cm = Avrupa parşömen 
-64 x 90 cm = I. Hamur, Kuşe kağıtlar 
-68 x 100 cm = I, II, III. Hamur, Biletlik kağıtlar 
-70 x 100 cm = I, II, III. Hamur, Kuşe kağıtlar, Bristoller, … Gramaj : Kağıdın 1m2 sinin gram olarak ağırlığına , o kağıdın gramajı denir. Kağıt Kalitesinin Kontrol Edilmesi1) Kâğıdın yüzeyi, dokunarak veya üstten ve alttan ışıklandırılarak lüp ile tetkik edilir. 
2) Kâğıdın sağlamlığı, defalarca katlanarak ve enine, boyuna yırtılarak anlaşılır. Kalınlık ise mikrometre ile ölçerek anlaşılabilir. v 3) Kâğıdın tutkal miktarı, mürekkepli kalemle enine ve boyuna çizgiler çekilerek anlaşılabilir. Mürekkep yayılmaz ve arkaya geçmezse kâğıt tam tutkallıdır. İnce ve kalın tüm çizgiler yayılır ve arkaya geçerse kâğıt çok az tutkallı veya hiç tutkallanmamıştır. Kalın çizgiler yayılır ve arkaya geçerse, kâğıt yarı tutkallı demektir. 
4) Kâğıdın odun miktarının tespiti için l ölçek phloroglucin, 5 ölçek % 100 saf alkol ve 5 ölçek tuz ruhu karışımından l damla kâğıdın üstüne sürülür. Kâğıdın rengi, odun miktarına göre az veya çok kırmızılaşır. 
5) Sunî filigran kalıpla basıldığı için, kâğıdın hep aynı yerinde bulunur ve zamanla kaybolabilir. Hakiki filigranın yeri ise kâğıttan kâğıda değişir ve hiçbir zaman kaybolmaz. v 6) Hava geçirmeyen kâğıt, altında mum yakıldığı zaman kabarcık çıkartır.v 7) Yağ geçirmeyen kâğıt, üzerine bir damla terebentin damlatıldığında, 30 saniye terebentini altına geçirmez. 
8) Kâğıdın tozlu oluşu, üzeri siyah bezle silinerek veya siyah kâğıt üzerine silkelenerek anlaşılabilir. 
9) Kâğıdın yolunma derecesini anlamak için, yüzeyine ıslak parmakla bastırılıp süratle çekilir. 
10) Kâğıdın sararması, bir parça kâğıdın yarısı açıkta kalacak şekilde bir kitap arasına konulup gün ışığına bırakılarak anlaşılabilir. 

 • Kağıdın Su Yönü 
Kağıt hamuru marinaya girerken elek üzerinde suyu süzülerek keçe gibi bir şekil alır. Bu haldeki kağıdın lifleri kağıdın gidiş yönüne döner. Biz bu yöne “kağıdın yönü” veya “kağıdın suyu” diyoruz. Bununla kağıt liflerinin aldığı yön kastedilmiş oluyor. Kağıdın yönü, baskı ve cilt işleri bakımından çok önemlidir. 

Kağıdın Yönünün Bulunmasının Yolları:
1- Bir kağıdın en ve boyundan birer şerit kesilir. Şeritlerin birer uçlarından tutulur. Düz duran şerit: Kağıdın yönünü gösterir. Diğer şerit kıvrılır. 
2- Kağıt ıslatıldığı zaman suyunun aksi yönüne doğru kıvrılır. Kağıdın su yönü ise düz kalır. 
3- Kağıdın eni ve boyu iki tırnak arasına sıkıştırılarak kuvvetle çekilir. Tıpkı su sürmede olduğu gibi kağıdın bir yanının dalgalı, diğer tarafının dalgalanmadan düz kaldığı görülecektir. Düz kalan taraf kağıdın su yönünü gösterir. 
4- Kağıt, suyu yönünde daha kolay yırtılır. Aksi yönde yırtıldığında yırtılan kenar düzgün olmaz. 

Kağıt Suyunun Baskı ve Diğer İşlerdeki Tesirleri:
Kağıdın suyu gerek baskıda, gerekse ciltleme işi sırasında önemi göz önünde bulundurulmalıdır. Kağıdın suyu ofset baskı sisteminde önemle tatbik edilmelidir. Ofset baskıda kağıdın suyu kazan miline paralel olmalıdır. Bu şekilde kağıt kazana iyi sarılır ve uygun bir baskı sağlanır. Kağıt suyuna ters işlenirse sarılma iyi olmayacak baskıdan sonra buruşma ve kırmalar olacaktır. Forma baskılarında kağıdın suyu forma sırtı ile paralel olmalıdır. Bu suretle forma kırma işleminde zorluk çıkmamış olur. Su yönü aksi olduğunda katlanacak kağıtların muntazam ve düzgün katlanmadığı görülür. Her baskı sistemi, basılacak kağıt tabakasının uzun kenarının kağıt suyu yönünde olmasını ister. Bunun başlıca nedeni şudur; Kağıt havanın rutubetinden büyük ölçüde etkilenir. Bu etkileme kağıdın suyu yönünde azdır. Aksi yönde ise fazlalaşır. Kağıdın uzun kenarı, suyu istikametinde olmazsa, kağıdın çalışması yani uzaması artar. Bu durumda baskıda, özellikle çok renkli baskıda ayar tutmaz. Böyle bir tehlike ofsette daha fazladır. Çünkü ofsette su ile nemlendirme yapılır. Bu nedenle ofset baskıda kağıt boyu, kağıdın suyu yönüyle paralel olmalıdır. 

 

Otokopili Kağıtlar

-Üç Yaprak Sistemi MPD Lord Otokopi , kağıtları kendinden kopya veren üç yapraktan oluşmaktadır. 
Üst Kağıt – CB 1 Coated back : Renk veren mikrokapsül tabaka bu kağıdın arkasındadır. 
Orta Kağıt – CFB 2 Coated Front and Back : Boya alan ton sıvamalı tabaka üst tarafta, boya veren mikrokapsül sıvamalı tabaka alt taraftadır. Alt Kağıt – CF 3 Coated Front : Boya alan ton sıvamalı tabaka üst tarafta bulunmaktadır. basınç ile alt tabakadaki mikrokapsüller patlar ve içindeki renkli sıvıyı alttaki kağıdın üzerindeki alıcı ton tabakasına verir ve kopya meydana gelir. Orta kağıt kopya adedine göre arzu edildiği kadar çoğaltılabilmektedir. Yazı Yazma Durumu : MPD Lord Otokopi, el daktilo veya bilgisayar yazıcısı ile yazılmaya uygundur. Kopya adedi yazı basıncına ve daktilonun yazı sertlik ayarına bağlıdır. El ile yazmada tükenmez kalem, düz ve sert bir zemin gereklidir. MPD Lord Otokopi, 55Gr/m² standart gramajda normal olarak aşağıdaki miktarda kopya verebilir. El yazısı : 6 Kopya Elektrikli daktilo : 6 Kopya Hızlı yazıcı(Bilgisayar) : 6 Kopya(tipe göre) 
Kopya : MPL Lord Otokopi, kendinden kopya veren kağıtlar siyah kopyalı olarak imal edilmektedir. İstağe göre mavi kopya veren kağıtlar da üretilir. Kopyanın rengi mikrokağsül sıvamalı üst kağıdın kapsül rengine bağlıdır. 

Text Markör : Text Markör yazıcıları otokopi kağıtlarını negatif etkileyebilirler. Bu bakımdan otokopi kağıtları için özel olarak satılan Text Markör kalemler kullanılması gerekir. 

Fotokopi ve Mikrofilm: MPD Lord Otokopi kağıtları tüm modern mikrofilm ve fotokopi makinelerınde kullanılabilir. 

Matbaacılar İçin Otokopili Kağıt Kullanım Önerileri 
Depolama : MPD Lord Otokopi kağıtları kimyevi maddeler ve bunların buharı ile temas ettirilmemelidir. Kuvvetli ışık tesiri altında kalmamalıdır. MPD Lord Otokopi kağıtları 21°C’de ve %40-60 bağıl nem miktarı ile sevk edilir. Bu baskı ve işlem için en uygun rutubet miktarıdır. Depolama ve çalışma ortamında da bu şartlara dikkat edilmesi tavsiye edilir. Baskıya girmeden önce ambalajlı şekilde baskı dairesine alınmalı ve yine ambalajlı olarak bulunduğu yerin hava şartlarına alıştırılmalıdır. Stoklamada 20 paketten fazla üst üste istif edilmemelidir. Nihai mamüller muhakkak koliye konulmalıdır. Baskı Sistemi : MPD Lord Otokopi kağıtlarına her türlü baskı sisteminde baskı yapmak mümkündür. Tipo baskı, Ofset baskı, Kuru ofset ve Flexo baskı sistemiyle baskı yapılabilir. 

Tipo Baskı : Yumuşak elastiki klişeler ile basım yapılması tavsiye edilir. Mümkün olan en az presyon verilmelidir. İyi mizantren yapılması gerekmektedir. 


Baskı Boyası : Otokopi kağıtları için özel olarak üretilen veya kaliteli ofset baskı boyaları kullanılması tavsiye edilir. Boyalar mümkün olduğunca inceltilmeden kullanılmalıdır. Baskı boyası kağıt sıvamasıyla reaksiyona girmemelidir. Bu konuda boya imalatçısı ile görüşülmesi gerekmektedir. kağıdın arka tarafına yapılan baskılara açık renkler ve minimum boya miktarında baskı yapmaya dikkat edilmelidir. 
Parlak ve örtücü boyalar kullanmayınız ! 

Makina Ayarı : üst kağıt (CB) ile orta kağıtlar (CFB), basınca karşı hassastırlar. Bundan dolayı kağıt üzerine gelebilecek fazla miktardaki basınç önlenmelidir. Bu durumda kapsüller zedelendiğinden bölge bölge lekeler meydana gelebilir. Tram ve Zemin Baskıları : Kopya kağıtları üzerinde tam zemin baskılarının kopya çıkarılmayacak yerlere yapılması tavsiye edilir. %25 tramdan fazla olmamak şartıyla tramlı zeminler duruma göre basılabilir. Tipo baskıda %48’lik tram, ofset baskıda 60, 80’lik tram tavsiye edilir. Kağıtların baskı yüzüne dikkat ediniz !

Ofset Baskı : Ofset baskıda, kullanılan kalıpların uygunluğu araştırılmalıdır. En az miktarda su gerektiren baskı kalıpları kullanılmalıdır. baskı esnasında su miktarına dikkat edilmelidir. Kazan kauçukları ise yumuşak olmalıdır. hazne suyu ilavelerine dikkat edilmelidir. Renk lekeleri meydana gelebilir. Hazne suyunda alkol ilavesi %25’i geçmemelidir. Hazne suyu PH ise 5.5’da tutulmalıdır. 
Arka Baskı : Bazı durumlarda arka baskı gerekmektedir. Arka baskı minimum presyonla yapılmalıdır. Açık renk boya ve ince yazılar kullanılmasıyla kopya verme özelliği en az şekilde etkilenir. parlak ve örtücü boyalar kullanılmamalıdır. Su Yolu : Ürün etiketleri üzerinde kağıdımızın su yolunu belirten ok işaretleri mevcuttur. Baskı öncesinde bu ok işretlerine göre hesapların yapılması baskıya uygun su yolunun tercih edilmesini sağlayarak, çalışma kolaylığı ile fire ve zaman kaybı konularında size en karlı sonucu getirecektir. Kağıtlarımız su yolu ters ve düz olarak imal edilebilmektedir. Su yolunun baskı silindirine paralel değil, bilakis dik olması durumunda daha problemsiz baskı ve çalışma kolaylığı sağlanabilir. Boyama : MPD Lord otokopi kağıtları üzerine boyama yapılabilir. Boyama işleminde kullanılan boyalar otokopi kağıtlarına uygun olmalıdır. Aksi taktirde kopya verme özelliğine olumsuz etki edebilir. 
Perforasyon : CFB kağıtlarının perforasyon işlemi esnasında kağıdın kenarlarında önlenmesi mümkün olmayan renklenme olmaktadır. 
Tutkallama: MPD Lord Otokopi kağıtları her türlü kaliteli PVA yapıştırıcılarla tutkallanabilir.

Baskı Öncesi ve Sonrası : MPD Lord Otokopi kağıtları hassas kağıt olması nedeni ile baskı öncesi ve baskı sonrası aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir : 

. MPD Lord Otokopi kağıdının üzerine, taşınırken ve matbaada muhafaza edilirken hiçbirşey konulmaması gerekir. 
. Kesim esnasında giyotin ağzının çok temiz ve bıçağın 19-21 derecede iyi bilenmiş olması gereklidir. 
. Kesim ve istif yapılırken kağıda sıyırtma yapılmamalıdır. 
. Pres basıncını mümkün olduğu kadar azaltınız. Az miktarda kesim yapınız. 
. Presin altına 20mm kalınlığında sünger yapıştırmak suretiyle kağıtta renklenmeyi önleyebilirsiniz. 
. Stoklamada 20 paketten fazla üst üste istiflenmemelidir. 
. Mamülünüzü sağlam koliler içinde stoklanmalı ve sevk edilmelidir.

Rotasyon baskıda kullanılan kağıtlar bobin halinde satıldığı için bobinin eni ile sipariş edilirler. ( Örneğin 70 gram 1. Hamur 45′lik bobin gibi). Tabaka baskı yapan makinelerde ise kağıt tabaka halinde kesilmiş olup top veya paket halinde satılırlar.

Kağıt Standartları

  • A0=841×1189 mm
  • A1=594×841 mm
  • A2=420×594 mm
  • A3=297×420 mm
  • A4=210×297 mm
  • A5=148×210 mm
  • B0=1000×1414 mm
  • B1=707×1000 mm
  • B2=500×707 mm
  • B3=350×500 mm
  • B4=250×350 mm
  • B5=176×250 mm
  • C0=917×1297 mm
  • C1=648×917 mm
  • C2=458×648 mm
  • C3=324×458 mm
  • C4=229×324 mm
  • C5=162×229 mm

Bunların dışında özel siparişle her ebatta kağıt bulunmakta, gerekirse bobin halindeki kağıtlardan özel kesim yapılarak istenilen ölçüde ebat kağıt elde edilmektedir.

Kağıt Ağırlığının Hesaplanması

115 gramlık 70×100 cm ölçüsündeki bir kağıdın ağırlığı
70x100x115 =805 gr
10000
bu ölçüdeki kağıt 80,5 gr olduğuna göre bir top kağıt
80,5×500 = 40,250 kg ağırlığındadır.
Demek ki bir top kağıdın kaç kg geldiğini bulmak için uygulanacak formül sudur;
1 tabaka kağıdın ağırlığı = kağıdın enix boyuxgramajı gr/m² = gr
10.000
Gramaj = 1 tabaka kağıdın ağırlığı (gr)x10.000 = gr/m²
EnxBoy

KATALOG BASKI
Katalog bir firmanın vizyonudur ve bir matbaanın ise prestiji anlamına gelmektedir. Matbaa ürün katalogları, teknik kataloglar ve fuarlara hazırlanan firmalara özel tanıtım katalogları bastığımız katalog ürünlerinden bazılarıdır. Firmamız Ankara ‘da imalatını yapıp, Türkiye çapında adını duyurmuş birçok markanın kataloglarında hem grafik tasarım aşamasında hem matbaa baskı aşamasında ön plandadır. Katalog çalışmalarında sıradışı grafik çalışmaları ve yüksek kaliteli baskı parkurumuzla her geçen gün müşteri portföyümüzü geliştirmekteyiz.

Katalog baskı tecrübemiz ve uzmanlığımız ile en doğru renklere ve en iyi kaliteye sahip katalog basımı yapmaktayız. Tamamen bünyemizde bulunan kendi makinelerimizde üretilen kataloglar, katalog tasarımı ve katalog baskı aşamasına kadar her aşamada kontrolden geçer. Siz değerli müşterilerimizi katalog baskı örneklerimizi görmeniz için ofisimize bekleriz.

KATALOG BASIM FİYATLARI
Sipariş formunu doldurup gönderdiğinizde yada telefon ile müşteri temsilcilerimizle irtibata geçtiğinizde, istemiş olduğunuz katalog baskı ebatları, adet ve kağıt özellikleri ile ilgili bilgiler alınıp hemen fiyatlandırma aşamasına geçilir. İsterseniz katalog örneğini firmamıza getirip hemen fiyat teklifi alıp sipariş verebilirsiniz.

KATALOG TASARIMI
Katalog tasarımı, tamamen sizin yapacağınız bilgilendirme neticesinde, deneyimli grafikerlerimizin beğeninize sunacağı özgün taslak çalışmaları ile başlar. Devamında onayladığınız taslaktan en şık ve fonksiyonel şekilde yapılacak olan çalışmalar ile katalog tasarımı sizin beğendiğiniz şekilde tamamlanır.

KATALOG ÇEŞİTLERİ
Katalog çeşitleri yapılışı açısından 6 şekilde sınıflandırılabilirler;
İplik dikişli katalog, Tel dikişli katalog, Omega tel dikişli katalog, Amerikan ciltli katalog, İplik dikişli sıvama kapaklı katalog, Spiralli katalog

KATALOG STANDARTLARI 
Katalog baskı, standartları her firmaya, ürüne ve hizmete göre değişmekle birlikte en önemlisi, hedef kitlenizin anlayacağı şekilde tasarımı güzel ve fonksiyonel olmasıdır.

KATALOG ‘DA NELER OLMALI
Katalog da, ürün ve hizmetlerinizin tüm detayları yer almalıdır. Katalog çeşitleri, katalog ebatları, kullanılan malzemeler ve yerler, referanslar, katalog ürün görselleri ve kataloğu destekleyecek olan genel tanıtım görselleri ve firma bilgileri yer almalıdır.

KATALOG ARAMA KELİMELERİ
katalog basımıkatalog basımkatalog baskıkatalog baskı fiyatlarıkatalog matbaa

Favori Basım Matbaa sektörde kaliteyi artırma amacıyla, matbaa sanatları ve teknolojileriyle ilgisi olan herkesle bilgi birikimini paylaşmak istemektedir. Bu sayfalar üzerinde yer alan bilgiler siz değerli müşterilerimizin bizden teklif isterken ya da grafik tsarımcıların tasarımlarını yaparken dikkat edeceği püf noktaları içermektedir.

Renk Ayrımı

  • Pantonede C ler Kuşe, U lar Hamur için kullanılır.
  • Serigraf baskı yapılırken filmin en fazla 70 dpi çözünürlükte olması gerekir. İçten yapışmalı sticker için filmin ters emilsiyonlu olması gerekir.
  • Ofset baskıda film alınırken kullanılan kağıt kuşe olursa tram en az 80, hamur kağıt kullanılırsa tram en az 60 olmalıdır.
  • Özel kesimli işlerde film montajlı çıkıyor ise ara payları en az 3mm olmalıdır.

Kağıt

  • 57×82 ebadın 170 gr. üzerinde gramajı yoktur.
  • Sert kapakta 170 gr. altı olmaz.
  • Bristol ve bazı Özel kağıtların ön ve arka yüzeyi farklıdır.
  • Bristol kağıdın standart ölçüsü 70×100 dür. (Özel ebatlar hariç)

Baskı

  • Zeminli işlerde işin kurumasını çabuklaştırmak için ve çizilmesini önlemek için vernik yapılması gerekir.
  • Eğer bir işte gümüş yada altın yaldız kullanıldıysa mutlaka vernik veya laminasyon yapılmalıdır.

Laminasyon

  • 135 gr. altı selofan olmaz
  • Özel kağıtlara selefon yapılamaz. Lokal Lak olabilir.
  • Sıvamalı işlerde Laminasyon yapılması gerekir.
  • Koyu zeminli işlerde kırım yerlerinden çatlamayı önlemek için selefon yapılır. Lak ve vernik çatlamayı engellemez.

Cilt

  • Amerikan Cilt yapılırken kapak Ö+A Selefon olmaz. Sadece Ön Selefon yapılır. (Amerikan Cilt yaparken kapağa mutlaka laminasyon yapmak gerekir aksi halde iş çizilir.)
  • Sıvamada en az 170 gr kullanılır.
  • Tel dikiş yapılabilmesi için forma düzeninde ve 4 ün katları olması gerekir.
  • Kapak takmada (Amerikan Cilt) 170 gr. altı kapak olmaz.
  • Yan kağıt olarak zemin atılmış kuşe kullanılmamalıdır. Eğer kullanılırsa da selefon yapılması gerekir. Aksi takdirde çatlama yapar.
  • 1. Hamur kağıt önerilir. (En az 160 gr)